VOLVO FABRİKADA TESLİM DENEYİMİ

UNUTULMAZ BİR MACERA

Portland, Oregon, ABD'den Jonathan ve Anne, yeni Volvo XC90'larını, bu otomobile ilham veren ülkeden, bizzat fabrikadan teslim alma şansını değerlendirdi. İşte öyküleri.

Önünüzdeki yolu takip etmek genelde en kolay yoldur, ama bu şekilde heyecan verici keşiflerde bulunmanız çok enderdir. Yeni otomobillerimizi tasarlarken böyle bir felsefeye sahibiz ve Fabrikada Teslim Deneyimimiz de bu görüşe dayanıyor. Fabrikada Teslim Deneyimi size yeni Volvo'nuzu İsveç, Göteburg'daki fabrikamızdan teslim alma fırsatı sunuyor. Ama Volvo Cars'ın evine ulaştığınızda sizi bekleyen sadece bu olmayacak.

Yeni otomobil. Yeni deneyimler.

Jonathan ve Anne Johnson Griffin için yeni bir otomobil alma vakti geldiğinde, bir Volvo XC90 almaya karar verdiler. Üretim hattından ve fabrika kapısından çıkışta bizzat teslim almak için İsveç’e yolculuk etme olanağı doğduğunda, bunu hemen zevkle değerlendirdiler. Çünkü Volvo Fabrikada Teslim Deneyimi çifte yeni bir otomobilin yanında unutulmaz bir İsveç macerası da sunuyordu.
Yeni otomobilinizi fabrika kapısından çıkışta teslim alabilmek başlıbaşına bir deneyim zaten ama bu otomobile ilham olan ülkede test etme olanağına da kavuşmak bütünüyle ayrı bir şey. Buna İsveç kültürünün tanıtımı, Volvo müzesine ziyaret ve otomobilerinin nasıl ve nerede üretildiğini görmek için Volvo fabrikasında bir turu da eklediğinizde gerçekten benzersiz bir tatil oluyor gerçekten. 

Yolculuk başlıyor

Yolculuk Göteburg’da, Volvo’nun doğduğu şehirde başladı ve Jonathan, Anne ve Elle birinci sınıf Clarion Post Hotel’de kaldılar. Yeni otomobillerini teslim almanın ve Volvo fabrikası ile müzesinin ziyaret etmenin yanında, şehirde de bir tur atma fırsatına sahip oldular. “Bütün arnavut kaldırımlı sokakları ve kahve dükkanlarını hatırlıyorum” diyor Jonathan.  “Eski ve yeni mimari karışımını gerçekten beğendim,” diye devam ediyor Anne. 
Eşyaları güvenli ve kolay bir şekilde yeni otomobiline yerleştirilmiş olarak aile sonra macerasına İsveç’in güzel batı kıyısında devam etti. Bu sırada kızları Elle de çocuk koltuğunda rahat bir şekilde otururken yeni aile otomobilinin en sevdiği bölümünden ara sıra yukarı baktı; büyük, panoramik sunroof. 

Jonathan, Anne ve Elle bir geceyi Tjörn adasında harika manzaralı balıkçı kasabası Klädesholmen’de denizin hemen yanında geçirdi. Hotel Salt & Sill’de kaldılar ve bu da yolculukları boyunca en unutulmaz yerlerden biriydi. “Hayatımızın manzarasına sahiptik ve oda denizin hemen yanındaydı. Resmen kapıyı açıp atlayabilirdiniz,” diyor Anne.

İsveç Geleneğini Tattılar

Ertesi gün İsveç’in başkenti Stockholm’e doğru yola çıktılar. Yolda, aile harika görünümlü Uppgrenna Nature House’da geleneksel bir İsveç kahvesi için durdu. Geleneksel İsveç çiftlik ahırlarının görünümünden ilham alan Uppgrenna Nature House, spa ve toplantı salonlarına da sahip modern, çevre dostu bir buluşma yeri. “The Nature House café inanılmaz bir yerdi,” diyor Anne. “Etrafındakiler sanki bir İsveç peri masalından çıkmış gibiydi.” 
Aile Stockholm’e ulaştığında, ilk görüşte aşk yaşandı. Harika mimari, sokakta satılan lezzetli yiyecekler ve harika giysiler ve mobilya mağazaları... liste uzatılabilir. “Stockholm’de her köşebaşında bekleyen bir sürpriz vardı,” diye anlatıyor John. Anne katılıyor ve devam ediyor. “Bir gece bir lokantaya gidiyorduk ve şehrin meydanlarından birinde klasik müzik çalan hepsi resmi giyinmiş bir orkestraya rastladık. Birden orkestra herkesi şaşırttı ve Mark Ronson ile Bruno Mars’ın “Uptown Funk”ını çalmaya başladı. Bütün meydan dans etmeye başladı.” 
Aile Stockholm’e ulaştığında, ilk görüşte aşk yaşandı. Harika mimari, sokakta satılan lezzetli yiyecekler ve harika giysiler ve mobilya mağazaları... liste uzatılabilir. “Stockholm’de her köşebaşında bekleyen bir sürpriz vardı,” diye anlatıyor John. Anne katılıyor ve devam ediyor. “Bir gece bir lokantaya gidiyorduk ve şehrin meydanlarından birinde klasik müzik çalan hepsi resmi giyinmiş bir orkestraya rastladık. Birden orkestra herkesi şaşırttı ve Mark Ronson ile Bruno Mars’ın “Uptown Funk”ını çalmaya başladı. Bütün meydan dans etmeye başladı.” 
 
Jonathan ve Anne, Stockholm’de kaldıkları sürede Stockholm Kalesini (İsveç kraliyet ailesinin evi), Nobel Müzesini ve canlı Horntulls pazarını gezdiler. Ayrıca Stockholm’ün birçok küçük adasını gezdikleri bir feribot turuna çıktılar ve arnavut kaldırımlı sokakları ve “Gamla Stan”, yani eski şehrin gizli geçitlerini keşfettiler. “Eski şehir gerçekten güzeldi. Şehrin asırlardır orada olan bir bölümünün parçası” diyor Jonathan.
 
Göteburg’a geri dönerken aile Gripsholm Kalesinde durup gezdi. Stockholm’ün sadece 60 Km batısında bulunan Gripsholm Kalesi İsveç’in ilk kralı Gustav Vasa tarafından 1537’de inşa edilmişti. Hala İsveç kraliyet ailesine ait ve 18’inci yüzyıla kadar ikametgahlarından biri olarak kullanılmıştı. Şu anda bir müze ve çoktan sona ermiş bir zamana harika bir bakış sağlıyor. ”Kale tarih ve mimarinin harika bir şekilde korunmuş haliydi,” diyor Jonathan.

Amerikan toprağında yeni maceralar

Aile Portland, Oregon’daki evlerine döndüğünde, yolculukları sırasında yaşadıkları her şeyi tam olarak anlamaları için biraz zaman geçmesi gerekti. 

“İnanılmaz bir yolculuktu. Biliyorum klişe olacak ama her dakikasına bayıldık. Gerçek bir maceraydı ve bu hatıraları ömür boyunca unutmayacağız,” diyor Anne. John ile birlikte evlerinin önünde gururla duran Volvo’larına bakıyor. İsveç’ten gemiyle geldikten sonra artık Johnson Griffin ailesini yeni maceralara götürmeye ve yeni hatıralar oluşturmalarına yardım etmeye hazır. Ama bu sefer Amerikan topraklarında.

MAKALELER

DİĞER ÖYKÜLERİMİZİ DE KEŞFEDİN

Volvo dünyasından en beğendiğimiz makaleleri, röportajları ve filmleri bir araya getirdik. Keyfini çıkarın!