GÖTA KANALINDA GEZİ

İnsanları birleştirmenin özel bir yolu

Dört tekerlekten iki tekerleğe geçin ve İsveç'in en eski iletişim kanalında gezin

İsveç tarih boyunca her zaman insanların birbirleriyle iletişim kurmasına yardım eden yeni yolları çabuk benimseyen bir ülke oldu. Bugün, Facebook, Twitter ve Skype sayesinde iletişimde kalmak nispeten kolay. Ama geçmişte insanların birbirleriyle iletişimde kalmasını sağlamak çok daha zordu. Zekice yöntemler, risk almak ve büyük insan gücü gerekiyordu. Ama sonuçlar genelde harika ve kalıcı idi. Dört tekerlekten iki tekerleğe geçip İsveç'in insanları iletişimde tutmak için kullanılan en eski ve en iddialı yolunu, Göta Kanalını gezerken bize katılın.

İsveç'i birbirine yaklaştırdı

500 yıl önce İsveçli Hans Brask adında bir rahip İsveç'te batıdaki Göteburg ile doğudaki Stockholm'ü birbirine bağlayacak büyük bir kanal inşa edilmesini önermişti. Bu cesur suyolu ülkenin içinde değerli ticaret yolları açmakla kalmayacaktı, aynı zamanda İsveç'in farklı bölgelerinden insanların kendilerini birbirlerine bağlı hissetmesini sağlayacaktı. 

1810 ile 1832 arasında inşa edilen Göte Canal, İsveç'te gerçekleştirilen gelmiş geçmiş en büyük inşaat projelerinden biriydi. Tamamlandığında, 190 Km uzunluğundaydı ve inşaatında neredeyse 60,000 kişi çalışmıştı; inanılmaz bir şekilde bu güçlü insanlar kanalın 87 kilometrelik bölümünü elle kazmışlardı! Bu insan yapısı mühendislik harikasının İsveç'te bin yılın yapısı olarak isimlendirilmesi boşuna değildi. 19'uncu yüzyıl boyunca Göta Canal önemli bir ticaret yolu olarak kaldı. Ama, günümüzde İsveç'in en önemli turistik çekim noktalarından biri olarak biliniyor. Harika virajlarını ve dönüşlerini yaşamanın en iyi yollarından biri de elinizde dümenle değil de bir bisikletin selesinde oturarak gitmek.

Yolda

Otomobilinizi park edip bisikletlerinizi taşıyıcılardan aldığınızda, vites değiştirip motorlu araçlar dünyasını bir süreliğine geride bırakma zamanı gelmiş oluyor. Göta Canal boyunca 87 kilometrelik eski çekme yollarını bulacaksınız ve bunlar şu anda dünyada ne olup bittiğine aldırmadan ve herhangi bir otomobille karşılaşmadan rahat rahat bisikletle gezinebileceğiniz mükemmel bir rota sağlıyor. Kanal boyunca piknik alanları, kafeler, sanat projeleri, dönemin binaları ve tarihi anıtlar bulunuyor. Ama en önemli çekim noktası kanalın kendisi ve onu çevreleyen harika İsveç kırsalı. Bu nedenle hadi gidelim ve yol boyunca karşılaşabileceğiniz bazı ilgi çekici yerleri görelim.

Sjötorp

Bu harika manzaralı küçük liman cennet gibi bir kumsalın yanında yer alıyor ve bu nedenle biraz durup harika ortamın ve etrafındaki güzelliklerin tadını çıkarmak için mükemmel bir nokta. Tarihe meraklı olanlar için taş bir masa var ve burada 23 Eylül 1822'de, o zamanlar hem İsveç hem de Norveç kralı olan Karl XIV Johan'ın kanalın batı bölümünün açılmasını bir kahvaltı ile kutladığı söyleniyor. 

Bir kaç kapak sonra, bir kanal görevlisinin 1810 yılından kalan evinde yine eski tarihler gitmek mümkün. Burada ayrıca ardıç çalısı şekline sahip büyük bir üzeri yazılı taş da göreceksiniz; yaşı bin yıldan fazla. Göta Kanalında yolculuk yapmanın benzersiz yanlarından biri de sürekli olarak İsveç'in geçmişinden tarihi anıtlarla çevrili olma duygusu. 

2007'de, kanalın 175 yıldönümü jübilesini kutlamak için,Sjötorp'ta Bengst Olson tarafından hazırlanan “Su Adımları” adında büyük bir heykelin açılışı yapıldı. Heykel, 1810-1832 yılları arasında Göta Kanalının kazılmasında çalışan insanların anısına dikildi.

Töreboda

Yoldaki diğer duraklardan biri de az bilinen Töreboda kasabası ve buraya konuk limanı yoluyla girerken ahşap kulübelere ve açıkhava havuzuna sahip bir kamp alanıyla karşılaşıyorsunuz. Töreboda'da, İsveç'in en küçük feribotu olan Lina ile yolculuğa çıkabiliyorsunuz. Lina, emekli olduktan sonra insanları küçük tek kişilik bir sandal ile kanalın karşısına geçiren bir tren sürücüsünün hobisi olarak başladı. 1940'larda Töreboda halkı feribotun işletmesini üstlendi ve bu çok özel toplu taşıma şeklini geçmişin anısına korudu. 

Töreboda'dan ayrılırken Rotkilen'in açılır köprüsünden kanalı geçiyorsunuz. Buradan, 5 kilometrelik düz ve sakin bir bisiklet yolculuğu sırasında kırların harika manzarasını görüyorsunuz ve sonra da Jonsboda'daki köprüye ulaşıyorsunuz.

Vassbacken

Jonsboda'dan bisikletle ilerlediğinizde Vassbacken'e ulaşıyorsunuz; burası kırların ortasında bir vahayı andırıyor. Vassbacken bir zamanlar önemli bir aktarma noktasıydı ama bugün burada bir kafe, kamp alanı ve hostel bulunuyor. Vassbacken'daki eski postane, Yerel Tarih Derneği tarafından işletilen küçük bir müzeye dönüştürülmüş.

Yolculuğun sonu

Vassbacken'den sonra Tatorp'e ulaşmak için sadece 5 Km kalıyor ve böylece yoldaki son durağa ulaşılmış oluyor. Yolculuğun bu son bölümü yolculuk sırasında yaşadıklarınızdan çok farklı. Genel manzarada sık ormanlar ve tepelik alanlar göze çarpıyor, kanalın kenarlarında yüksek eğreltiotları yer alıyor ve ayrıca yaban mersinleri ve mavi yaban yemişleri bol miktarda görülüyor. 

Yolculuğunuzun herhangi bir noktasında ayrıca Stockholm ile Göteburg arasındaki su yolunda yolculuk eden üç büyük kanal gemisinden birini görme şansına da sahip olabilirsiniz. Bu üç gemi, M/S Juna, Wilhelm ve Diana, özel olarak Göta Kanalında yolculuk etmek üzere inşa edildi ve en eskisi 1874 tarihli. Bütün gemiler tarihi miras statüsünde ve bu nedenle kanala bakarken bir anda İsveç denizcilik tarihinin harika bir örneğiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. 

Göta Kanalı hem İsveç'i hem de İsveç yazını görmenin harika ve özel bir yolu. İhtiyacınız olan tek şey Volvo'nuz, bisikletiniz, bisiklet taşıyıcınız ve bir macera duygusu. Bisikletle mutlu yolculuklar!

Volvo Cars Bisiklet Taşıyıcıları

Yolculuk sırasında yanınızda bir bisiklet götürmek yolculuğunuza ya da aile tatilinize yeni bir boyut katabilir. İnsanların bisiklete ilgisi ve yol maceralarına tutkusu arttıkça, sizi ve bisikletinizi gitmek istediğiniz yere güvenli, hırsızlığa karşı korunmuş ve şık bir şekilde götüren bisiklet taşıyıcılarına ihtiyaç da artıyor.